Elektrik Dünyası Dergisi
E Bülten Aboneliği
E-Posta
Ad / Soyad
Ana Sayfa » Haberler
HaberlerUğur Metal ve Karbon Yönetimi - İklim Zirvesi
Kategori : Haberler
Ekleyen : Administrator
Tarih : 2019-06-28 17:28:53


Geri Dön
Uğur Metal ve Karbon Yönetimi - İklim Zirvesi

Uğur Metal, 1999 yılında ‘insan ve doğa için geri dönüşüm’ sloganıyla yola çıkarak, elektrikli-elektronik atıkların işlenmesi ve tehlikesiz atıkların geri kazanımı konularında faaliyet gösteren, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca akredite olmuş ilk firmalardan biridir.

 

Dünya da en hızlı artış gösteren atıkların başında elektrikli ve elektronik atıkların geldiğini ve atık depolama alanlarındaki tehlikeli atıkların %75 ini oluşturduğu görmekteyiz.

Her geçen gün hızla büyüyen  elektronik atık  sorunu gelişmiş ülkeler açısından önemli riskler oluşturmaya başlamıştır. Dünyada birçok ülke artan elektronik atık sorunu karşısında entegre sistem işleme tesisleri oluşturmak yerine bu tür atıkları az gelişmiş ülkelere göndermektedir. Bu  ülkeler, e-atıklardan ilkel geri kazanım yöntemleriyle  değerli metalleri geri kazanmaya çalışırken,  diğer tehlikeli atıkların da, yakma ya da gömme yoluyla  toprak ve suya karışmasına sebep olmaktadır. Bu gerçeklerin bilinmesine rağmen hızla artan elektronik atıklar konusunda sanayileşmiş ülkeler ve elektronik üreticileri gerektiği şekilde çözüm üretememişlerdir.

Elektronik aletler, içeriklerindeki değerli materyaller açısından bir değer teşkil etmesinin yanı sıra kullanılamaz duruma yani atık durumuna gelmesi ile de, içerdikleri tehlikeli maddeler nedeniyle insan sağlığı ve çevre açısından önemli riskler oluşturmaktadırlar.

Günümüzde, atık malzemelerin ortaya çıkmasındaki artışa paralel olarak atmosfere salınan sera gazlarında da artış söz konusu olmaktadır.

Bugün evlerimizde ve iş yerlerimizde kullandığımız, yaşamımızın vazgeçilmezleri haline gelmiş olan birçok elektronik ekipmanların plastik aksamları, yine kabloların PVC kaplamaları  toksik bileşenler ve ağır metaller barındırmaktadırlar.

Uygulanabilecek yanlış geri dönüşüm metodları ile atıkların, bertaraf edilmesi halinde atmosfere sera gazı salınımını arttıracağı bir gerçektir.

 

Örneğin:1 adet laptop un geri dönüşümü ile 18,40kg karbon emisyonunun atmosfere salınımı önlenmiş olmakta ve bu durum:

2 ağaç kurtarılmasına,

26 litre petrolün kullanılmadan durmasına,

59 plastik şişe veya 270 alüminyum kutunun da geri dönüşümüne tekabül etmektedir.

Aynı şekilde 1 adet cep telefonu ile 9,20Kg karbon emisyonunun atmosfere salınımı önlenirken:

1 ağacın kurtarılmasına,

13 litre petrolün kullanılmadan durmasına,

29 plastik şişe veya 135 alüminyum kutunun geri dönüşümüne tekabül etmektedir.

 

Buradan da anlaşılacağı üzere atık işleme tesislerinin, elde edilecek hammadde, enerji tasarrufu, emisyon azaltımı için atıkların konusunda uzman ve teknik alt yapıya sahip, entegre tesisler tarafından işlenmesi ve her bir atık işleme tesisinin aynı zamanda atık yönetimini de yaparak bunu çalıştığı işletme, kurum, kuruluşlar ile ortak hareket ederek yürütmesi önem arz etmektedir.

 

Aksi takdirde, elektronik atıkların dolgu olarak kullanılması yeraltı sularının kirlenmesine, az gelişmiş ülkelere gönderilmesi oradaki insanların zarar görmesine, yakılması da havanın kirlenmesine neden olmaktadır.

 

Ancak atıkların hali hazırda bir kazanç kapısı olarak görülmesi, verilen atıkların karşılığında bedel talep edilmesi de, atıkların yönetmeliklere uygun ve etkin bir şekilde toplanarak işlenmesine olanak vermemektedir.

 

Yapılan çalışmalarda, iklim modelleri gelecek yüzyıl için önemli iklim değişikliklerinin olacağını göstermektedir ve bu da, sürdürülebilir kalkınmanın önünde büyük bir engel oluşturacaktır.

 

Bu anlamda Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın yürüttüğü ve desteklediği tüm faaliyetlerin yanı sıra Sivil Savunma Örgütleri, Yetkilendirilmiş Kuruluşlar, sanayicilerimiz ve geri dönüşümcülerimizin de üzerine düşen büyük sorumluluklar vardır.

 

Toplumun tümünün bilinçlendirilmesi ve atıklarını geri dönüşüme kazandırmanın yollarına başvurması oldukça önemli bir husustur ve bu yönde yapılan bütün çalışmaların da desteklenmesi şarttır.

 

Firmamız, 2012 de kurmuş olduğu, sera gazı salınımını azaltan, tüm ihtiyaçlara cevap veren, ileri teknoloji elektrikli elektronik atık ve kablo işleme tesisi ile çevre dostu geri dönüşüm ve bertaraf işlemlerini “insan ve doğa için geri dönüşüm” ilkesi ile sürdürmeye devam etmekte, sosyal sorumluluk projelerine vermiş olduğu destekten ve uluslararası platformda atık yönetimi yaparak bu bilincin sürdürülebilir olmasına çalışmaktan memnuniyet duymaktadır.

 

Ancak, bundan böyle Karbon Zirvesi vesilesiyle,karbon emisyonları ve iklim değişikliği ile mücadele kapsamında gerek Uğur Metal adına gerekse sınırları içinde faaliyet gösterdiğimiz Kocaeli adına daha da fazlasını yapmayı hedefliyoruz.

 

İklim değişikliği gerçeğini artık hepimiz biliyoruz; emisyonlarımızı kontrol altına alamadığımız senaryoda, çocuklarımıza yaşanabilir bir dünya bırakmaktan uzaklaşıyoruz. 2018  Uluslararası Enerji Ajansı  raporuna göre, global olarak gösterilen tüm çabalara ragmen 2017 senesinde geçen seneye oranla %1.6 oranında bir emisyon artışı tespit edilmiştir ve bu gidişat bizi Paris Anlaşması çerçevesinde ulaşılmak istenen hedeften  uzaklaştırmaktadır.

 

Diğer taraftan sanayici olarak bizlerin enerji ihtiyacı her daim artmaktadır ayrıca fosil yakıtlardan konvansiyonel olarak elde edilen enerji maliyetleri petrol fiyatlarında yaşanan artıştan dolayı artmakta, diğer bir deyişle enerjiye erişim zorlaşmaktadır. Buna karşılık güneş ve rüzgar yatırımlarının maliyetlerinde azalma görülmektedir ve tüm dünyada yenilenebilir enerjiye yönelim bütün hızıyla  devam etmektedir.

 

Türkiye’nin emisyon karnesine bakacak olursak;

Türkiye, Sera gazı emisyon envanteri sonuçlarına göre, 2016 yılında toplam sera gazı emisyonu CO2 eşdeğeri olarak, 496,1 milyon ton (Mt) olarak hesaplanmıştır. CO2 eşdeğeri olarak 2016 yılı toplam sera gazı emisyonu 1990 yılına göre %135,4 artış göstermiştir. Bir önceki yıla göre ise %5,6 lık bir artış göstermiş ve kişi başı emisyon miktarı 6.3ton olmuştur.

 

2016 yılı emisyonlarında CO2 eşdeğeri olarak en büyük payı %72,8 ile enerji kaynaklı emisyonlar alırken, bunu sırasıyla %12,6 ile endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı, %11,4 ile tarımsal faaliyetler ve %3,3 ile atık takip etmiştir. Özellikle gelişmekte olan bir ülke olarak son on yılda birincil enerji tüketimimizde %46 oranında artışın yaşandığı ve dahası 2015 yılında ithal enerji kaynaklarının oranının %75,9 olduğu ülkemizde, enerji verimliliğini hedeflemek te zorunluluk haline gelmiştir.

 

Bu özet bilgilerden çıkarılacak sonuç; dünya genelinde ve Türkiye de karbon emisyonlarının kontrolü tüm uluslararası anlaşmalara ve gayretlere rağmen, arzu edilen hedeflere ulaşamamıştır.

 

Uluslararası anlaşmalardan söz etmişken, Kyoto ve Paris Anlaşmalarının konuyu ele alış yöntemlerindeki farklıların bize nasıl ışık tuttuğunu da belirtmek gerekir.

 

İklim değişikliğiyle mücadelede ilk global hareket olması nedeniyle tarihsel bir öneme sahip olan Kyoto Anlaşması; ülkeleri gelişmiş, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler olarak kategorize ederek, ülkelere tepeden tabana bakış açısıyla çeşitli yükümlülükler getirmiştir. Ancak maalesef birinci ve ikinci taahhüt döneminde devletlerin hassasiyetlerinin artmış olması ve çeşitli seviyelerde eyleme geçmiş olmalarıyla birlikte global bir el birliği sağlanamamış ve hedeflenen global emisyon azaltımı düzeyine ulaşılamamıştır.

 

Daha sonra 2015 Paris Anlaşmasında sistemsel bir değişikliğe gidilmiş, Tüm tarafların emisyon azaltımı konusunda yükümlülük alması kabul edilmiştir. Ancak bu azaltım yükümlülüğünde gelişmiş ülkelerin daha fazla azaltım taahhüdü alması ve mutlak azaltım yapması istenirken, gelişmekte olan ülkelerin  “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluk” ilkesi gereği mevcut kapasitelerine göre bir azaltım yapması beklenmiştir. 2050 yılı sonrası için ise öncelikle gelişmiş ülkelerin sıfır emisyon sağlayacak konuma gelmeleri istenmektedir.

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ BU BAĞLAMDA,2030 YILINA KADAR REFERANS SENARYOYA KIYASLA %21 AZALTIM HEDEFLEMİŞTİR.

 

Bu hedefe ulaşmak için sadece hükümetimizin aksiyon almasını beklemek yanlış olur. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu konudaki yol haritası bellidir, stratejisi, taahhütleri bellidir, kanunlarla desteklenmektedir ve  kimi ikincil mevzuatlar beklenmektedir.

 

Uğur Metal olarak biz sanayicilerin kendi üzerimize düşen görevleri yerine getirerek hükümetimize destek olmamız ve gelecek nesillerimiz için elimizden gelenin en iyisini yapmamız gerektiğine inanıyoruz. Bunu kendi faaliyetlerimizden kaynaklanan tüm sera gazlarının sorumluluğunu tamamen üzerimize alarak ve İklim değişikliğiyle mücadeleyi ortak bir bilinç haline gelmesi için, azami gayret ve çalışmaları yaparak gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.

 

Bu noktadan hareketle ve  BİRLİKTEN   KUVVET  DOĞAR ’a olan inancımızla Uğur Metal olarak milli hedeflerimizden olan iklim değişikliğine karşı mücadeleyi  bizler de kurumsal bir misyon haline getirmiş bulunmaktayız. İklim değişikliği gerçeğinden ve hükümetimizin stratejik yol haritasından hareketle  iş stratejilerimiz arasına karbon yönetimini koyarak, kendi sektörümüzde bir ilki gerçekleştirmeyi arzu etmekteyiz.

 

Karbon yönetim hedeflerimizden biraz bahsetmek isterim;

Uğur Metal’in faaliyetleri için kullanılan enerji türleri ve enerji tüketiminden ötürü atmosfere salınmasına sebep olunan sera gazi miktarı ve küresel ısınmaya olan katkısı hesaplanarak ve faaliyetlerimizden kaynaklanan karbon emisyonlarımızı karbon kredileri satın alarak Uğur Metal’i “karbon-nötr” haline getirmek, bu şekilde, ileride çok konuşulan karbon vergisinin gündeme gelmesi durumunda konuya hazırlıklı olmak,

 

Ülke sınırlarımız içerisinde yer alan Global ölçekli birçok yabancı menşeili firmanın da atıklarının uluslararası standartlara uygun bir şekilde geri dönüştürülmesini talep ettiğini ve yabancı menşeili atık yönetimi yapan organizasyonlar ile hareket ettiği gerçeğinden yola çıkarak, Yaşam Döngüsü Analizi zincirini oluşturan halkalardan biri  olarak atıkların çevreye olan etkisini minimize etmek ve ülke sınırlarımız içerisinde tüm yasal gerekliliklerin yerine getirilmesi dışında uluslararası ihtiyaçlara cevap verebilmek ve işbirliği yapmak,

 

Bu bilinçle ,faaliyet gösterdiğimiz Kocaeli ilimizde yer alan OSB lerdeki  tüm paydaşlarımızın  görüşleri alınarak ,entegre yönetim sistemleri ile ilgili eğitim ve seminerlerin düzenlenmesi yönünde çalışmalarını organize ve teşvik etmek, gerçekleştirilebilecek varsa yenilenebilir enerji potansiyelinin ve kendi iç enerji tüketimlerimizi karşılamamızı sağlayabilecek proje olasılıklarının araştırılmasına, konuşulmasına start vermek ki;bu bağlamda firmamız KOCAELİ SANAYİ ODASI’nın desteği ile Karbon Yönetimi konulu bir bilgilendirme semineri düzenlemek üzere çalışmalarını sürdürmektedir.

 

SONUÇ OLARAK:

Global İklim değişikliği ile mücadelenin gerçek olduğu kadar, artık düşük karbon ekonomik düzenine geçiş yapmayı hedefleyen şirketlerin de rekabet avantajı sağlayacağı da kesinleşmiştir gözüyle bakıyoruz. Artık gelişmiş ülkelerde,karbon emisyonlarını yönetmeyen, azaltımı hedef olarak stratejileri arasına koymayan şirketlerle çalışmama eğilimi baş göstermiştir. Uğur Metal olarak bizler de, bu konudaki tüm sorumluluklarımızı yerine getirmek ve yapılabilecek her türlü çalışmada teşvik edici etkimizin olması için elimizden gelen tüm gayreti sergileyeceğiz.